BIRAK SEVGİ SENİ BULSUN

2008-06-11 13:40:00

İyi kalpli yalnız bir adam bir gün bir koza bulur. Kozanın içinde küçük bir tırtıl vardır. Adam çok sever bu tırtılı. Onunla tüm yalnızlığını, tüm sevgisini paylaşır. Gel zaman git zaman tırtıl büyür, güzel bir kelebek olur. Adam kelebeğine hayran, bırakamaz onu bir türlü. Aslında kelebeğin aklında dağlar, kırlar, çiçekler vardır da kıyamaz bir türlü adama ve sevgisine, yalnız bırakamaz onu. Üç günlük ömrünü sevildiği ve sevdiği yerde geçirmeye hazırdır. Ama adam bilir ki "Sevmek bazen vazgeçmeyi de bilmektir." Kelebeğine son kez bakar ve onu salıverir özgürlüğüne, kırlarına, çiçeklerine doğru... Kelebek mutlu olmasına mutludur ama hiçbir meltem, hiçbir çiçek yaprağı adamın avucunun sıcaklığını andırmaz. Aklında adam, o çiçek senin bu çiçek benim dolaşır saatlerce... Adam bir kelebeğe sevdalı, bakıp durur boşluğa. Kelebekse hâlâ konacak sıcak bir avuç aramakta! Böylece kelebek şunu anlar; "Bazen ait olduğumuz yer orasıdır; sıcak bir avuçtur biliriz. Ama o yerin bize ait olma ihtimali bir hiçtir." Böylece adam şunu anlar: "Hiçbir sevdayı yalnızca sevgiyle yaşatamazsınız." O günden sonra kelebek, adama duyduğu özlemi gömecek bir dağ aramaya başlar. Ama gücü tükenene dek arayıp da bulamayınca anlar ki "Hiçbir dağ bir özlemi gömebileceğimiz kadar büyük değildir." Adamsa artık sevdasını koyar avuçlarına kelebeğinin yerine. Herkes bir şeyler yaşar; iyi ya da kötü, doğru ya da yanlış. Yaşadıklarından bir çıkarım yaparak hayatına bir yol verir, aynı zamanda düşüncelerine de... BIRAK SEVGİ SENİ BULSUN!... Devamı

Kelebek Öpücükleri

2008-06-27 19:37:00

Çoğu zaman pek çok şeyi çocuklardan öğreniriz. Vaktiyle bir arkadaşım, 3 yaşındaki kızını, bir rulo altın renkli kaplama kağıdını ziyan ettiği için cezalandırmıştı. Durumları iyi değildi ve kızının kağıtları, Noel ağacının altına koyacağı bir kutuyu süslemeye harcaması onu çok sinirlendirmişti. Buna rağmen, küçük kız, ertesi sabah beceriksizce kapladığı hediye kutusunu babasına getirdi ve “Bu senin için babacığım” dedi.Arkadaşım, gösterdiği tepki için kendini suçlu hissetti, ama kutunun boş olduğunu görünce için için sinirlenmekten de kendini alamadı. Kızına bağırdı: ”Birine bir hediye paketi verdiğin zaman içinin dolu olması gerektiğini bilmiyor musun?” Küçük kız babasına yaşlı gözlerle baktı ve şöyle dedi: ”Ama babacığım, kutu boş değil ki. Ben kutunun içine öpücüklerimi üflemiştim... Hepsi senin için babacığım...” Babanın içi paramparça olmuştu. Kızını kucakladı ve onu affetmesi için yalvardı. Arkadaşım bu altın renkli kutuyu yatağının başucunda yıllarca sakladığını anlattı bana. Ne zaman cesaretini kaybetse, kutunun içinden hayali bir öpücük çıkarıyor ve onu oraya koyan çocuğunun sevgisini hatırlıyordu. Gerçek anlamda bakmak gerekirse, her birimiz arkadaşlarımız ve ailelerimiz tarafından bize sunulan karşılıksız sevgi ve öpücüklerle dolu altın renkli kutulara sahibiz. Dünyada sahip olabileceğimiz daha değerli bir şey olamaz.Hayata iyi bakın... Devamı

SABIR

2008-06-11 07:36:00

Öğrenmek için zaman gerekir, sabır gerekir,ustaları izlemek gerekir. Dünya hızlandıkca zaman kısalabilir,ama öğrenmenin esası değişmez. Çin’de ve Hint diyarlarında yüzyıllardır anlatılan bir hikâyede konu, öğrenmenin değişmeyen esasıdır... Genç bir adam, değerli taşlara ilgi duyarmış ve mücevher ustası olmaya karar vermiş.”Bu mesleği yapacaksam, iyi bir mücevher ustası olmalıyım,” diye düşünmüş ve ülkedeki en iyi mücevher ustasını aramaya başlamış. Sonunda bulmuş; yanına varmış, bir süre bekledikten sonra usta tarafından kabul edilmiş. ”Anlat, dinliyorum,” demiş usta. Genç adam anlatmaya başlamış, taşlara ilgi duyduğunu ve iyi bir mücevher ustası olmaya karar verdiğini heyecanla anlatmış. Yaşlı usta sesini çıkarmadan genç adamı dinlemiş, sözleri bitince de ona bir taş uzatmış, ”Bu bir yeşim taşıdır,” dedikten sonra genç adamın avucuna taşı bırakmış ve avucunu kapatmış. “Avucunu aynen böyle kapalı tut ve bir yıl boyunca hiç açma. Bir yıl sonra tekrar gel. Haydi şimdi güle güle,” demiş ve şaşkın genç adamı öylece bırakıp kalkmış, odadan çıkmış. Genç adam evine dönmüş, kendisini merakla bekleyen annesiyle babasına neler olduğunu anlatmış. Anlattıkça da kendisine çok anlamsız gelen bu hareketi ve soğuk konuşması nedeniyle kızdığı ustaya olan öfkesi artıyormuş. Günler geçmeye başlamış. Genç adam sürekli söyleniyor, ama avucunu hiç açmıyormuş.”Nasıl böyle budalaca bir şey yapmamı ister? Bir de ülkenin en iyi mücevher ustası olacak. Bu saçmalığa bir yıl boyunca nasıl katlanacağım, böyle bir eziyetle nasıl yaşarım?Bu ne biçim ustalık. Ustalık kaprisi yapacaksa, bari başından yapmasaydı.”Devamlı söyleniyor, her ön&... Devamı

ZENGİNLİK BAŞARI SEVGİ -2

2008-06-19 03:58:00

Alışverişe gitmek üzere evden çıkan bir kadın, kapısının karşısındaki kaldırımda oturan bembeyaz sakallı üç yaşlıyı görünce önce duraksadı, sonra onları, tüm içtenliğiyle evine davet etti. Kadının davetine yaşlılardan biri yanıt verdi: ‘’Biz hiçbir eve üçümüz birlikte gitmeyiz’’ dedi. Ve kısa bir duraksamadan sonra, bir açıklama yaptı: ‘’Sağ yanımdaki bu arkadaşımın adı, Zenginlik’tir’’ dedi. ‘’Bu yanımda oturan arkadaşımın adı Başarı, benim adım ise Sevgi’dir.” Kendini ve arkadaşlarını tanıttıktan sonra Sevgi, kadına ilginç bir öneride bulundu: “Şimdi evinize gidin ve eşinizle başbaşa verip, bir karara varın” dedi. “İçimizden yalnızca birimizi davet edebilirsiniz evinize. Hangimizi davet etmek istediğinize karar verin, sonra gelin kararınızı bize bildirin.’’ Kadın Sevgi’nin önerisini eşine anlattığında adam “Aman ne güzel, ne güzel” dedi. “Hangisini davet edeceğimizi bize bıraktıklarına göre, biz de içlerinden Zenginlik’i davet ederiz ve evimiz de bir anda zenginliğe kavuşmuş olur.” Eşinin kararına itiraz etti kadın: “Başarı’yı davet etsek, daha mantıklı bir karar vermiş olmaz mıyız, kocacığım?” dedi. Sonra tekrar baş başa verdiler. “Aslında galiba en iyisi Sevgi’yi davet etmek. Hem ona yardımcı olmak bize de mutluluk verecek...” kararını verdiler. Bu karar üzerine kadın kapıyı açtı ve üç yaşlıya birden sordu: “İçinizde hanginiz Sevgi idi? Onu davet etmeye karar verdik. Lütfen buyursun...” Sevgi ayağa kalktı, eve doğru yürümeye başladı. Arkadaşları da ayağa kalktılar ve Sevgi’nin arkasından eve doğru yürümeye başladılar. Kadın büyük bir şaşkınlık ve heyecan içinde, Zen... Devamı

Zenginlik, Başarı, Sevgi

2008-06-19 03:32:00

Alışverişe gitmek üzere evden çıkan bir kadın, kapısının karşısındaki kaldırımda oturan bembeyaz sakallı üç yaşlıyı görünce önce duraksadı, sonra onları, tüm içtenliğiyle evine davet etti. Kadının davetine yaşlılardan biri yanıt verdi: ‘’Biz hiçbir eve üçümüz birlikte gitmeyiz’’ dedi. Ve kısa bir duraksamadan sonra, bir açıklama yaptı: ‘’Sağ yanımdaki bu arkadaşımın adı, Zenginlik’tir’’ dedi. ‘’Bu yanımda oturan arkadaşımın adı Başarı, benim adım ise Sevgi’dir.” Kendini ve arkadaşlarını tanıttıktan sonra Sevgi, kadına ilginç bir öneride bulundu: “Şimdi evinize gidin ve eşinizle başbaşa verip, bir karara varın” dedi. “İçimizden yalnızca birimizi davet edebilirsiniz evinize. Hangimizi davet etmek istediğinize karar verin, sonra gelin kararınızı bize bildirin.’’ Kadın Sevgi’nin önerisini eşine anlattığında adam “Aman ne güzel, ne güzel” dedi. “Hangisini davet edeceğimizi bize bıraktıklarına göre, biz de içlerinden Zenginlik’i davet ederiz ve evimiz de bir anda zenginliğe kavuşmuş olur.” Eşinin kararına itiraz etti kadın: “Başarı’yı davet etsek, daha mantıklı bir karar vermiş olmaz mıyız, kocacığım?” dedi. Sonra tekrar baş başa verdiler. “Aslında galiba en iyisi Sevgi’yi davet etmek. Hem ona yardımcı olmak bize de mutluluk verecek...” kararını verdiler. Bu karar üzerine kadın kapıyı açtı ve üç yaşlıya birden sordu: “İçinizde hanginiz Sevgi idi? Onu davet etmeye karar verdik. Lütfen buyursun...” Sevgi ayağa kalktı, eve doğru yürümeye başladı. Arkadaşları da ayağa kalktılar ve Sevgi’nin arkasından eve doğru yürümeye başladılar. Kadın büyük bir şaşkınlık ve heyecan içinde, Zen... Devamı

90/10 Sırrını keşfedin

2008-06-10 20:31:00

90/10 sırrını keşfedin: Bu hayatınızı değiştirecek. 90/10 sırrı inanılmazdır! Çok azımız bunun farkındadır. Sonuç? Pek çok insan gereksiz yere stresten, dertlerden, problemlerden ve başağrısından acı çekmektedir. Bu sır nedir? Hayatın %10’u, sizin başınıza gelenlerden oluşur. Hayatın diğer %90'ına ise sizin bu başınıza gelenlere nasıl davrandığınızla karar verilir. İnsanlar anlamsız şeyler söyler ve yaparlar. İnsanlar hasta olur. Arabalar bozulur. Uçaklar geç kalır ve bütün planlarımızı alt üst ederler. Trafikte bir sürücü canımızı sıkabilir v.s. Bu 10’luk kısım tamamen bizim kontrolümüz dışında gerçekleşir.Diğer %90’lık kısım farklıdır.Diğer %90’lık kısmı siz belirlersiniz.Nasıl? Olaylara yaklaşımınızla! Bir örnek verelim. Ailenizle kahvaltı yapıyorsunuz. Kızınız, kahve fincanına çarpıyor ve bir fincan kahve gömleğinizin üzerine dökülüyor. Biraz önce olan olay üzerinde hiç bir kontrolünüz yok. Sonradan olacaklar ise sizin davranışınıza göre belirlenecek. Lanet ediyorsunuz. Kahveyi üzerinize döktüğü için kaba bir şekilde kızınızı azarlıyorsunuz. Kızınız üzülüyor ve ağlamaya başlıyor. Kızınızı azarladıktan sonra eşinize dönüyor ve kahve fincanını masanın kenarına çok yakın koyduğu için eleştiriyorsunuz. Eşinizle kısa bir tartışma yaşıyorsunuz. Öfkeyle üst kata çıkıyor ve gömleğinizi değiştiriyorsunuz. Aşağıya indiğinizde kızınızı, ağlamaktan dolayı kahvaltısını bitirememiş ve okul için hazırlanamamış bir halde buluyorsunuz. Kızınız otobüsü kaçırıyor. Eşinizin işe gitmek için hemen çıkması gerekiyor. Hemen aceleyle arabanıza koşuyorsunuz ve kızınızı okula yetiştirmek üzere hareket ediyorsunuz. Geç kaldığınız için, hız sınırlaması olmasına rağ... Devamı

Hayat nedir ve ne değildir?

2008-06-19 08:35:00

Hayat skor tabelası tutmak değildir. Kaç arkadaşınız olduğu ya da kaçının sizi arkadaş kabul ettiği değildir. Bu hafta sonu için planlarınızın olması değildir. Hafta sonunda yalnız olmanız da değildir. Şu sıralar sevgiliniz olması değildir. Geçmişte sevgiliniz olması ya da hayatınıza kaç sevgili girdiği de değildir. Bugüne kadar hiç sevgilinizin olmaması da değildir. Sizi kimin öptüğü değildir. Aileniz ya da onların serveti değildir. Hangi okula gittiğiniz değildir. Ne kadar güzel ya da ne kadar çirkin olduğunuz değildir, giydikleriniz, ayakkabılarınız değildir. Ne çeşit müzik dinlediğiniz değildir. Okul notlarınız değildir.Ne kadar akıllı olduğunuz değildir. Herkesin size verdiği akıl notu hiç değildir. Hayat standart testlerle tanımlanan kişiliğiniz de değildir. Hayat bir kağıda dökülmüş hayat hikâyeniz ve bu hayat hikâyesini kimin kabul ettiği de değildir. Ama hayat; Kimi sevdiğiniz, kimi incittiğinizdir. Kimi mutlu, kimi mutsuz ettiğinizdir. Sizin olanları koruyabilme ya da mahvedebilmenizdir. Dostluklarınızdır. Neyi söylediğiniz ve neyi kastettiğinizdir. Hangi önemli hüküm ve kararları verdiğiniz ve de niçin verdiğinizdir. İçinizde sevgiyi taşımak, büyütmek ve dağıtmaktır. Ama en önemlisi, yalnız başına asla gerçekleştiremeyeceğiniz bir şeyi yapmak, hayatınızı, başka insanların kalbine dokundurabilmektir. Başkalarının kalplerini etkileyecek yolu ancak siz seçersiniz. Ve hayat bu seçimlerdir zaten. Hayat silgi kullanmadan resim çizme sanatıdır. Ve insanlar böyle büyürler... Unutmayın; ... Devamı

Gökkuşağı gibi gülümse

2008-06-19 12:29:00

Aşkın bir adı hüzünse, öbür adı mutluluktur.Yarısı zorluksa, diğer yarısı rahat bir soluktur. Bir gün yüreğin kanadığında, biri ağlar ise “O” gerçek dostundur. Dostlarınla öyle yaşa ki düşman olduğunda hakkında söyleyecek sözleri olmasın. Düşmanlarınla öyle yaşa ki dost olduğunda yüzün kızarmasın. Kucaklamaya kollarının yetmeyeceği bir ağaç, bir tohumla başlar.En uzun yolculuklar bir adımla başlar. Gerçek sevgiler ise küçük bir tebessümle başlar. Değer verdiğin insan sana değer vermiyorsa, bırak kendi değeriyle kalsın.Lüzumsuz şeylerin peşinden koşan, lüzumlu şeyleri kaçırır. Gülü öyle bir sevmelisin ki, soranlara “dikeni yok” diyebilmelisin. Dal rüzgarı affetmiştir, ama kırılmıştır bir kere. İnsanları çılgına çeviren şey; bugünün deneyimi değil, dün olan bir şey için pişmanlık duymak ve yarının getireceklerinden korku duymaktır. Geldiğin zaman boşlukları dolduran değil, gittiğin zaman yeri doldurulamayan ol. Dostlar ırmak gibidir: Kimi zaman suyu az, kimileyin çok... Kiminde ellerin ıslanır yalnızca, kiminde ruhun yıkanır boydan boya. Hayatın en güzel anı her şeyden vazgeçtiğiniz zaman sizi hayata bağlayan biri olduğunu düşündüğünüz andır. Karamsar olmak zor değil. Zor olan çılgın bir fırtınadan sonra gökkuşağı gibi gülümseyebilmektir.... Devamı

Emin misin?

2008-06-10 20:58:00

Yağmurun bir gün dinmeyeceğinden, hiç bitmez görünen hayat ırmağının bir gün kurumayacağından, seni alıp diyardan diyara gezdiren rüzgârın duruvermeyeceğinden emin misin ? Hep atan yüreğinin duruvermeyeceğinden, gören gözünün hep göreceğinden,duyan kulağının hep duyacağından emin misin ? “Ben olmazsam olmaz” dediğiniz işlerin asla sensiz yapılamayacağından, sen olmazsan dünyanın duruvereceğinden,seslendiğinde titrettiğini sandığın şu dağların hep emrinde olacağından emin misin ? Sana uzanan ellerin hep yanında olacağından, yüreğini verdiklerinin bir gün sırtlarını dönüp gitmeyeceğinden emin misin? Boynuzsuz koyunun, boynuzlu koyundan hakkını alacağı günde; balıklardan kuşlara, ağaçlardan güneşe, üzerindeki mesajları okuyup anlamadığın yaratılmışların senden şikâyetçi olmayacağından emin misin? Sana hep açık duran ilahî kapıların bir gün kapanmayacağından ve şaşırıp kalmayacağından emin misin ? Karanlığın içinde kaybolup giden çığlıkları duyabildiğinden, yüreğindeki ışıktan başkalarına da verebildiginden emin misin ? Güzel bir hayat yaşadığından, yapabileceğin herşeyi yaptığından emin misin? Bütün bunlar için bir kere daha fırsatın olacağından sahiden emin misin ? Devamı

Çevrenizdeki insanlara bakmak geliyor mu hiç aklınıza?

2008-06-19 14:26:00

Çok ama çok değişik suratlar, ifadeler göreceksiniz. Bunların arasından birilerini seçin kendinize; konuşmak, arkadaş olmak, beraber çalışmak veya herhangi bir vakti paylaşmak istediklerinizi... Kim onlar? Nasıl görünenler, tercih ettikleriniz? Mutlu olmak bir tercih. Mutlu görünenler aptal değil... Mutlu görünenler umursamaz, vurdumduymaz değil... Üstelik mutlu görünenler de etten kemikten yaratılmıştır; başları, dişleri ağrıyor... Öksürüyor, hapşırıyor... Batıyor, çıkıyor, taksit ödüyor. Onlar da kira veriyor, onlar da maaşını yetiştirmeye çalışıyor, okula çocuk gönderiyor, yağmura yakalanıyor, ıslanıyor, üşüyor, acıkıyor, susuyor. Mutlu görünenler de vergi ödüyor... Mutlu görünenler de öleceğini biliyor... Mutlu olmayı seçenleri, problemlerin mutlu ettiğini zannetmek saçma olur, değil mi? Mutlu olmayı seçen insanlar, yaşamak zorunda kaldıkları sıkıntıların arasında da tavırlarını kontrol edebilmeyi bilen...Mutlu olmanın yolunu bulan insanlar. Bilen insanlar. Yolunu kime sorarsın yabancı bir mahallede; küfreder gibi bakan birine mi, boğazına atlayacak gibi duran birine mi? Suratlardaki tebessümler, pencerelerdeki çiçekler gibi... Mutlu insanlar, tercih edilen insanlar; mutlu olmayı tercih ettikleri için... Mutlu insanlar yarınları olan insanlar: Çünkü onlar yarınlara gülen insanlar...Mutlu insanlar sevmeyi bilen insanlar. İnsanları seven insanlar... Çocukları, çiçekleri seven insanlar. Çevresini ve kendisini seven insanlar. Mutlu insanlar temiz giyinen, temiz yiyen, temiz düşünen insanlar. Nasıl bir insanla çalışmak istersin? Nasıl bir insanla konuşmak istersin? Nasıl bir insanla hayatını paylaşmak istersin? Bunca asık suratlı, karamsar kalabalığa mutlu olmayı seçen bir... Devamı