KAZANMAK-PAYLAŞMAK

2008-05-23 00:00:00

Bir kaç yıl önce, Seattle Özel Özürlüler Olimpiyatlarında, tümü fiziksel ve zihinsel özürlü olan dokuz yarışmacı, 100 metre koşusu için başlama çizgisinde toplandılar.Başlama işareti verilince, hepsi birlikte başladılar. Bir hamlede başlamadılar belki ama yarışı bitirmek ve kazanmak için istekliydiler.Yarışa başlar başlamaz içlerinden genç bir delikanlı tökezleyip yere düştü ve ağlamaya başladı. Diğer sekiz kişi oğlanın ağlamasını duydular. Yavaşladılar ve geriye baktılar. Sonra hepsi yönlerini değiştirdiler ve geriye döndüler. Oğlanın yanına geldiler. İçlerinden Down Sendrom’ lu bir kız eğilip oğlanı öptü ve “Bu onun daha iyi hissetmesini sağlar” dedi.Sonra dokuzu birden kolkola girdiler ve bitiş çizgisine doğru hep birlikte yürüdüler. Stadyumdaki herkes ayağa kalkıp dakikalarca onları alkışladı. Orada bulunan insanlar hâlâ bu öyküyü anlatıyorlar. Neden? Çünkü şu tek şeyi derinden bilmekteyiz:Bu hayatta önemli olan şey, kendimiz için kazanmaktan çok daha ötede olan bir şeydir. Bu hayatta önemli olan, yavaşlamak ve rotanızı degiştirmek anlamına gelse bile diğerlerinin de kazanması için yardım etmektir. Devamı

DOST DOST DOST

2008-05-04 15:50:00

Genç adamın biri,Dermiş babasına her gün;'Benim de DOSTLARIM var, sendeki DOST gibi'Baba, itiraz eder, Olmaz öyle çok DOST,Hakikisi belki bir, belki iki,Fazlasını bulamazsın gerçek, hakiki...Devam eder durur konuşma...Aralarında başlar bir tartışma, Karar verirler bir sınava,DOST'un hakikisini anlamaya...Bir akşam bir koyun keserler, ve koyarlar çuvala.Baba der ki oğluna,'Hadi al bu çuvalı, şimdi götür DOST'una'. Çuvaldan kanlar damlamakta, sanki öldürmüşler de bir adamı,Koymuşlar çuvala, dıştan böyle sanılmakta.Delikanlı sırtlar çuvalı,Gider en iyi bildiği DOST'una, çalar kapıyı. O DOST, bakar ki bir çuvala hem de kanlı,Kapar hızla kapıyı delikanlının suratına,Almaz içeri arkadaşını,Böylece tek tek dolaşır delikanlı,Kendince tanıdığı, sevdiği DOSTlarını. Ne çare, hepsinde de sonuç aynıdır evlat geriye döner.Ama içten yıkılır...Babasına dönerek; "haklıymışsın baba" der.DOST yokmuş bu dünyada ne sana, ne de bana. Baba 'Hayır Evlat' der, benim bir DOST'um var bildiğim.Hadi, çuvalı al da bir kere de git ona.Genç adam, çuvalı sırtlar tekrar.Alnından ter, çuvaldan kanlar damlar... Gider, baba DOST'una. Kabul görür, sevinir.O DOST, delikanlıyı alır hemen içeri.Geçerler arka bahçeye.Bir çukur kazarlar birlikte, çuvaldaki koyunu gömerler adam diye, Üzerine de serpiştirirler toprak.Belli olmasın diye dikerler sarımsak...Genç adam gelir babasına;'Baba, işte DOST buymuş' diye konuşunca,Babası; 'daha erken, o belli olmaz daha.Sen yarın git o'na, çıkart bir kavga,Atacaksın iki tokat, hiç çekinmeden ona, işte o zaman anlaşılacak,DOST'un hakikisi. Sonra gel olanları anlat bana...'Genç adam, aynen yapar babasının dediğini,Maksadı anlamaktır dostun hakikisini,Babasının DOST'una istemeden basar iki tokat! Der ki tokadı yiyen DOST;'Git de söyle babana, biz satmayız sarımsak tarlasını böyle iki tokada!Sevilecek biri olmadığın zamanlarda bile Seni Sevmeli...Sarılacak biri olmadığın zamanlarda bile Sana Sarılmalı... Devamı

AYAK İZLERİ

2008-04-26 21:37:00

  Adamın biri, bir gece bir rüya görmüş, Upuzun bir kumsal boyunca Babası ile yürüyormuş.Onlar yürürken tam karşılarındaki gökyüzünden de Bir film şeridi gibi, adamın hayatından sahneler geçiyormuş. Kumsal adamın hayat yolu imiş sanki Adam kumda iki çift ayak izi kaldığında dikkat etmiş . . . Bir çifti kendisinin, bir çifti BabasınınHayatının son sahnesi de gökyüzünden geçtikten sonra adam,Kumdaki ayak izlerine boydan boya bir daha bakmış ve Birden bir şey dikkatini çekmiş: Hayat yolunun pek çok bölümünde kumda sadece bir çift ayak izi ve adam dehşet içinde farketmiş ki, ayak izlerinin, tekleştiği zamanlar, hayatının en kötü, en acı anlarına rastlıyor... Bu keşfi onu fena halde rahatsız etmiş ve Babasına sormaya karar vermiş. Baba . . her zaman yanımda olacağını, her zaman yanıbaşımda yürüyeceğini söylemiştin . . .Oysa hayat yoluma bakıyorum. En zorlu, en kötü, an acılı anlarımda sadece bir çift ayak izi görüyorum kumda . . . Anlamıyorum Baba, anlamıyorum . . Hayatın kolay günlerinde yanımda yürüyorsun da sana en muhtaç olduğum anlarda beni niye terk ediyorsun ? Babası gülümseyerek cevap vermiş : Sevgili, çok sevgili evladım . . .Ben seni çok sevdim ve hiç terketmedim. Hayat yolundaki en zorlu sınav günlerinde, yani en acılı, en kötü anlarında kumda hep bir çift ayak izi gördün. Dikkat et!Ayak izleri teke indiğinde derinleşiyor. Çünkü o sıralar ben, seni kucağımda taşıyordum . . BORSAHİSSE... Devamı

SEVGİ- SADAKAT

2008-04-26 21:31:00

  Olay Ingiltere'de geçiyor:Yasli bir bey, sabah erken evinden çikmis, yolda ilerlerken,bir bisikletlinin kendisine çarpmasi ile yere yuvarlanmis ve hafif yaralanmis. Sokaktan geçenler yasli beyi hemen en yakin saglik birimine ulastirmislar. Hemsireler, adamcagizin yarasina pansuman yapmislar, ama 'biraz beklemesini ve röntgen çekerek her hangi bir kirik veya çatlak olup olmadigini inceleyeceklerini' söylemisler.Yasli bey huzursuzlanmis,'acelesi oldugunu ve röntgen çektirmek için beklemek istemedigini' söylemis. Hemsireler merakla acelesinin sebebini sormus. Adamcagiz da 'karim huzurevinde kaliyor her sabah onunla kahvalti etmeye giderim, geç kalmak istemiyorum' demis.'Karinizin, siz gecikince merak edecegini düsünüyorsunuz herhalde' demis hemsire. Adam üzgün bir ifade ile 'ne yazik ki karim Alzheimer hastasi ve benim kim oldugumu bilmiyor' demis. Hemsireler hayretle'madem sizin kim oldugunuzu bilmiyor neden hergün onunla kahvalti yapmak içinkosusturuyorsunuz' demisler. Adam buruk bir sesle'ama ben onun kim oldugunu biliyorum' demis.     BORSAHİSSE Devamı

İHTİYAR BALIKÇI

2008-04-23 14:03:00

İHTİYAR BALIKÇI İhtiyar balıkçı, Karayibler'de 85 gün olta salladıktanve eve eli boş döndükten sonra bir gün iyice açılıp'büyük balık'ı yakalar.   Lâkin kıyıya dönerken, yedeğine aldığı, teknesindenyarım metre daha büyük olan bu kılıç, yol boyu kankokusuna gelen canavar köpekbalıklarınca didik didikedilir. Bu korkunç mücadeleden elinde kala kaladev balığın iskeleti kalmıştır. Kan revan içinde, uykusuz ve bitkin sahile yanaşırken'Beni adamakıllı yendiler… Hem de ne yeniş.' diyegeçirir içinden. Sonra silkinir ve yüksek sesle şunu söyler:'Yenilmedim aslında, belki biraz fazla açıldım, o kadar…' Hayat yolculuğumuz da öyle değil midir?Kimi için güzel bir kadındır 'büyük balık', kimi içinzengin bir damat… İyi bir hayat… Hayırlı evlat…Ya da müstakil ev, son model araba, sınırsız servet… Kimi, 'büyük balık'ı hiç göremeden ölür. Kimi, bir keztuttu mu, bir daha açılmaz hiç… Onunla gömülür. Kimi ise; yaşam denilen, şakaya gelmez deryanın dalgalarındayalpalana yalpalana arar büyük balığı bir ömür boyu… Açıldıkça bulma şansıyla birlikte artar, yitirme ihtimali…Zor bulanlar, çabuk yitirir bazen…Acımasızca yağmalanır ve sonuçta elde bir kılçıkla kalakalırlar. Yenilgi değildir onlarınki aslında…Olsa olsa biraz fazla açılmışlardır. Ama insanlık, kısmen de, onların fazla açılması sayesinde ilerler. Devamı

TIKANIP KALDIĞINDA HAYAT

2008-04-22 23:25:00

Bir yerlerde tıkanıp kaldığında hayat, soluk almak güçleştiğinde,Yüreğin susup, mantığın sürüklemeye başladığında ayaklarını,Dağlara dönmeli yüzünü insan.Yeni patikalar, yeni yollar seçmeli, yüreğini ferahlatacak;Yeni insanlarla 'tanışmalı, yeni keşifler yapacak....Hep isteyip de, bir gün yaparım diye ertelediği ne varsa, Gerçekleştirmeyi denemeli!Her geçen gece, ölüme bir gün daha yaklaştığını; zamanın bir nehir,Kendisinin bir sal olup da, O dursa da yolculuğun devam ettiğini anlamalı.Baş döndürücü bir hızla geçiyorsa birbirinin aynı günler,Her akşam aynı can sıkıntısıyla eve giriliyorsa,Değiştirmeye çalışmalı bir şeyleri;Küçük şeylerle başlamalı belki; örneğin, bir kaç durak önce inipServisten, otobüsten; yürümeli eve kadar, yüreğine takmalı güneş gözlüklerini;Gördüğünü hissedebilmeli!Sağlığını kaybedip, ölümle yüz yüze gelmeden önce,Değerli olabilmeli hayat!İlla büyük acılar çekmemeli, küçük mutlulukları fark etmek için!Başkasının yerine koyabilmeli kendini;Ağlayan birine "gül", inleyen birine "sus" dememeli!Ağlayana omuz, inleyene çare olabilmeli!Şu adaletsiz, merhametsiz dünyaya ayak uydurmamalı; Sevgisiz, soysuz kalarak!Dikeni yüzünden hesap sormak yerine gülden,Derin bir soluk alıp, hapsetmeli kokusunu içine...Güneşin doğuşunu seyretmeli arada bir, seher yeli okşamalı saçlarını...Karda, yağmurda; sevincine, coşkusuna; fırtınada boranda; Öfkesine, isyanına ortak olabilmeli doğanın!Bir çocuğun ilk adımlarında umudu; bir gencin düşlerinde geleceği;Bir yaşlının hatıralarında geçmişi görebilmeli! Çalışmadan başarmayı, sevmeden sevilmeyi, mutlu etmeden mutlu Olmayı beklememeli!Ama küçük, ama büyük; her hayal kırıklığı, her acı; Bir fırsat yaşamdan yeni bir şeyler öğrenebilmek için; kaçırmamalı!Çünkü; hiç düşmemişsen, el vermezsin kimseye kalkması için, hiç Çaresiz kalmamışsan, dermanı olamazsın dertlerin; ağlamayı bilmiyorsan, Neşesizdir kahkahaların;Merhaba dememişsen, anlamsızdır elvedaların...Ne, herkesi düşünmekten kendini, ne; kendini düşünmekten herkesi u... Devamı

HİÇ BİR ŞEY İÇİN GEÇ DEĞİL

2008-04-17 21:46:00

Hiç bir şey için geç değil.  Yaşadığı şehirden, bulunduğu ortamdankısacası yaşantısından sıkılanbir adam, cebindeki az miktar para ile yanına hiçbirşey almadan bulunduğu kentiterk edip daha önce hiç bilmediği bir ülkeye gitmiş. Oraya henüz alışmayaçalışırken birden bir ses duymuş. Bir çığırtkan, avazı çıktığı kadar meydanda bağırıyormuş:  - Tiyatro! Gelin! Kaçırmayın! Bu akşam Tiyatro!... Adam hayatında hiç tiyatroya gitmemiş veinanılmaz derecede merak etmiş.Biletin nereden alındığını öğrenmiş. Bilet fiyatı cebindeki tüm para kadarolmasına rağmen hiç tereddütsüz bileti almış.Başlamış merakla oyunu izlemeye...Oyun bitmiş, herkes dağılmış ve bizim meraklıöylece kalmış, izlediği muhteşem oyun karşısında. O sırada temizlikçi tarafından salonu boşaltmakiçin ikaz almış. Adamsa:  - Bana müdürünüzün yerini söyler misiniz?Onunla bir şey konuşmam gerek...demiş. Seyrettiği oyunun etkisi ile müdür ile konuşmuşve ne olursa olsun, ne işolursa olsun buranın bir parçası olmak içinçalışmak istediğini belirtmiş.  Müdür çok şanslı olduğunu, şu sıralarda birtemizlikçi aradığını fakat önceonu denemesi gerektiğini ifade etmiş ve denemeküzere aylardır el değmemişbir kütüphanenin temizliğini uygun bulmuş. - İşte burayı temizle. Eğer beğenirsem seniişe alırım... demiş ve gitmiş. Tiyatro aşkının verdiği şevk ile temizlikbeklenenden kısa sürede bitmiş.Müdür odayı görmeden adamın samimiyetineinanmamış. Onu diğerleri gibi işi savsaklayan biri sanmış. Fakat odanıntemizliğini görünce hayretler içindekalmış. Aylardır içeriye girilmeyen oda gıcırgıcır oluvermiş. Müdür buçabuk ve becerikli adamı işe almaya kararvermiş. - Tamam seni işe alıyorum- Fakat benim yatacak yerim yok.- O zaman burada yatarsın ve işe daha erken başlarsın. İstediği olan tiyatro tutkunu, huzurlu birşekilde odayı terk ederken müdür.- Adın neydi senin buraya yazalım... demiş. Aldığı cevap ise; - William! William Sheaksper!... olmuş. Bu hikaye hem i... Devamı